Efe elinde bir fincan kahveyle bodruma indi. Işığı açıp kapıyı kapatıp içeriden kilitledi. Yanındaki gençler buraya izinsiz girmeye asla cesaret edemezlerdi ama yine de tedbirli davranmalıydı. Bir köşeye yerleştirdiği çalışma masasına doğru ilerledi. Burada sadece cezalandırma yapmıyordu. Odanın içi çeşitli kitaplarla, alet edevatla ve dosyalarla doluydu. Masanın üzerinde ise birkaç defter, kalem ve bir bilgisayar vardı. İnterneti gençlerden birinin üzerine bağlatmıştı ama bunu kendisinden başka kimsenin kullanmasına izin yoktu. Müridlerinin dışarıyla olan tek temasları para kazanmak için çalıştıkları işlerdi. Bunu yapmak zorundaydılar, Efe'ye para getirmeliydiler. Aksi halde aç kalırlar, kira ve faturaları ödeyemezler ve bu tarikat tarihe karışırdı.
Gençlerin kimseye bu tarikat hakkında bir şeyler söylemeyeceklerine emindi. Hepsi burada kendi hür iradeleriyle kalıyorlardı ama Efe yine de tedbirini almış ve hepsine burası hakkında çenelerini kapalı tutmaları konusunda İncil'e el bastırmıştı. Kısacası güvendeydi.
Efe bilgisayarını açıp internete girdi. İlk iş olarak kendisine yeni bir site oluşturmak olacaktı. İnternette site oluşturmak için kullanılan web site karşısında duruyordu. Efe kahvesinden bir yudum aldı, sonra arkasına yaslandı ve düşünmeye başladı. İnsanların ilgisini ne çekerdi? Onları eğitim paravanı ile kendisine çekemiyordu, başka yollar denemeliydi. İnsanlar eğitimden çok boş, işe yaramaz, aptalca şeylere ilgi gösteriyordu. Bu yüzden gerçek sanatçıların hayran kitleleri azken, yeni nesil sözde rapçiler kısa sürede milyonlarca hayran kitlesine sahip oluyordu. Çünkü basit müzikleri, hiçbir anlamı olmayan basit sözleri vardı. Bu rapçileri dinleyen kitle ise belliydi; hayatını birkaç kelime ile idame ettiren aptallardı. Dünya aptallarla doluydu. Bu yüzden insanların ilgisini çekmek için aptalca bir şey üretmesi gerekiyordu. Büyük kitlelere ancak bu şekilde ulaşabilirdi, aptallara hitap ederek.
Sonunda aklına aptalca bir fikir geldi. Bunu daha önce haberlerde görmüştü. Başkası yaptığında çok işe yaramıştı, belki onda da işe yarayabilirdi. Adamın biri insanları stres atmaları için ormana götürmüştü. Herkes bağırıp çığlık atıyor, ellerine aldıkları dallarla etrafa vuruyor, kendilerince stres atıyorlardı. Üstelik kendi başlarına bedavaya yapabilecekleri bu uygulama için insanlar o kişiye binlerce lira ödemişlerdi. Başka bir uygulamada insanların gözlerini bağlıyorlar, birkaç gün boyunca topluca kaldıkları bir yerde bu şekilde yaşıyorlardı. Bu çalışma ise sözde şükür çalışmasıydı. İnsanlar gözlerini açtıktan sonra tekrar görebildikleri için mutluluktan ağlıyor, etraflarında gerçekleşen her olaya şükürle yaklaşıyorlardı. Efe'nin de insanların hem kendi hür iradeleriyle geleceği hem de bunun için para ödeyecekleri bir şey yapması gerekiyordu.
Sitenin başlığına büyük harflerle HUZURLU YAŞAM yazdı. Altına ise kısa ve öz bir açıklama yazdı:
Huzur yalnızca içimizde ya da etrafımızda değil.
Yaptıklarımızda, düşündüklerimizde ve diğer her şeyde.
Siz de hayatınızın geri kalanını tamamen huzur içinde geçirmek istiyorsanız uygulamamıza katılın.
İşlem hakkında bilgi almak için aşağıdaki numarayı arayın.
İlk seansımız tamamen ücretsiz, ikincisi ise %50 indirimlidir.
Açıklamayı yazdıktan sonra sıra bilgilere gelmişti. Evde tek bir telefon vardı. Efe'nin dışında başka kimsenin kullanmasına izin olmayan bir telefon. Efe o telefonun numarasını yazdı. Şimdi sırada siteye ilgi çekici bir tema ve görseller eklemek vardı. İnternette epey gezindikten sonra bir fotoğraf buldu. Fotoğrafta iki çocuk, bir kadın ve bir erkek vardı. Dördü el ele tutuşmuş, papatyaların arasında gülerek koşuyorlardı. Harika bir resimdi, tam da onun sitesine uygundu. Fotoğrafı bir köşeye özenle yerleştirdikten sonra temasını düzenledi. Arka plan rengi, yazı stilleri ve büyüklükleri, sitenin adresi; her şey oldukça profesyonel görünüyordu. Site artık kullanıma hazırdı. Şimdi geriye, oturup kurbanlarını beklemek kalıyordu.
Arkasına yaslanıp masanın üzerinde duran kahvesini aldı. Bir yudum içtiğinde buz gibi olduğunu fark etti. Yüzünü buruşturdu, bilgisayarı ve ışığı kapatıp üst kata çıktı ve kapıyı kilitledi. Anahtarı cebine attı. Mutfağa girdiğinde gençlerin kahvaltı hazırladıklarını gördü. Hepsi Efe'yi görünce işlerini bırakıp ellerini önlerinde birleştirdiler ve başlarını öne eğdiler. Efe elindeki fincanı tezgâhın üzerine bırakıp kapıya doğru ilerledi. Aynı anda söylendi:
“İşinize devam edin.”
Gençler işlerine geri döndüler. Efe oturma odasına geçip televizyonu açtı ve bir haber kanalı buldu. Ayakta duruyordu. İlgisini çekecek bir şey bulamazsa geri kapatıp çalışma odasına gidecekti. Bütün haber kanallarını gezdi, sonunda birinde durdu ve sesini biraz daha açtı. Alt yazıda Metruk binada korkunç cinayet yazıyordu. Efe televizyonun karşısındaki koltuğa oturdu ve dikkatle haberleri seyretti.
Muhabir, yıkıma hazır binaların bulunduğu bir sokağın başında, polis şeritlerinin hemen yanında durmuş olayı anlatıyordu. Binalardan birinde yangın çıkmış, itfaiye beş dakikadan kısa sürede olay yerine gelip yangını kontrol altına almıştı. Ancak yangının çıktığı katta, yangından hiç etkilenmeyen bir bölüm ve o bölümde yangından daha önce yanmış bir ceset bulunmuştu. Ayrıca cesedin durumu ve yerleştirilme biçimi bunun kesinlikle bir cinayet olduğunu gösteriyordu.
Başka bir detay yoktu ama Efe tüylerinin ürperdiğini hissetti. Burası polislerden kaçarken girdiği ve bir polis memurunu dövdüğü sokaktı. Eğer orada daha fazla kalsaydı belki katil onu da yakalayacak, onu da öldürecekti. Aklına aniden korkunç bir ayrıntı geldi. Efe bu sokakta bir polisi dövmüştü. Polisler soruşturmaya başladıklarında muhtemelen ellerindeki ilk şüpheli Efe olacaktı. İlk önce onu sorgulayacaklar, hatta başka bir şüpheli ya da herhangi bir kanıt bulana kadar Efe'yi ellerinde tutacaklardı.
Efe yutkundu, tüylerinin ürperdiğini hissetti. Bu tam bir felaket olurdu. Bu olursa yanındaki çocuklar başıboş kalırlar, hatta artık ona güvenmeyerek burayı terk edebilirlerdi. Ayrıca polis onu detaylı araştırdığında yaptığı işleri bile öğrenebilirlerdi. O cinayeti işlemediği ortaya çıksa bile yaptığı diğer şeylerden ceza alabilirdi. Hapse giremezdi. Oraya asla giremezdi.
Bir süre ortalıkta dolaşamaması gerekiyordu. Gözlerden uzak olması, evinde kalması gerekiyordu. Belki de sadece paranoyakça davranıyordu ama insanın bazen tedbirli davranması ve korunması için bazı durumlarda paranoyakça davranması gerekiyordu. Efe televizyonu kapatıp kumandayı sehpanın üzerine fırlattı ve arkasına yaslanıp derin bir nefes aldı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder